Kanatlı Besleme

Etlik Piliç Yemlerinde Antimikrobiyal Etkili Büyütme Faktörleri Yerine Kullanılan Doğal Alternatif Ürünler Ve Etkileri

L.A. den Hartog, A. Gutierrez del Alamo Oms, J. Doorenbos, A. Flores Minambres

Avrupa Birliği kanatlı yemlerinde Ocak 2006 yılından itibaren antimikrobiyal etkili büyütme faktörlerinin kullanımını yasaklamıştır. Bu nedenle birçok araştırmacı antimikrobiyal etkili büyütme faktörlerinin oluşturduğu performansı oluşturabilecek doğal alternatifleri belirlemeye yönelik araştırmalara odaklanmıştır. Doğal alternatif bir ürünün yemlere katılmasının amacı hem teknik açıdan performansı artırmak veya korumak (patojenlere karşı herhangi bir spesifik hareketi olmaksızın) hem de belirli bir patojen mikroorganizmanın neden olabileceği enfeksiyonu baskılayabilmektir (örneğin; Clostridium Perfingens, Salmonella veya Escherichia Coli).

Antimikrobiyal etkili büyütme faktörlerinin yerine kullanılabilecek birçok doğal alternatif ürünler bulunmaktadır. Bu alternatif ürünlerin hepsinin kullanılmasının nihai amacı besin maddelerinden faydalanmayı artırmak ve sindirim sisteminin immünolojik fonksiyonunu ve emilim işlevini devam etmesi için gereken metabolik taleplerini azaltmaktır. Ancak her bir alternatif ürünün çalışma şekli çok farklılıklar göstermeye meyillidir. Bazıları bağışıklık sistemini uyaran ürünlerdir (örneğin B- glukan), bir kısmı ise bağırsak kanalı boyunca tutunan patojen bakterileri engeller (örneğin, mannanoligosakkaritler) veya antibakteriyal etkiye sahiptir (örneğin, orta zincirli yağ asitleri).

Son yıllarda birçok doğal alternatif ürünler Nutreco Kanatlı ve Tavşan Araştırma Merkezi tarafından (NPRRC) kanatlı besleme açısından değerlendirmeye tabi tutulmaktadırlar. Bu derleme de bu ürünlerin bazılarıyla yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Bu ürünler farklı sınıflarda gruplandırılabilirler:

  • Bağışıklık sistemini uyaran ürünler
  • Bitkisel ekstraktlar ve eterik yağlar
  • Kısa ve orta zincirli yağ asitleri
  • Organik asitler

1. Maya ß-D- glukanların etkisi

Image title


Maya ß-D-glukan ekmek mayası veya Saccharomyces cerevisiae’nin hücre duvarından türetilen bir poliglukoz polisakkaritdir. Genellikle Maya ß-glukan olarak bilinir ve düz zincir ve dallanmış polimerlerden oluşur. Düz zincirli yapılar (1,3)- beta­­-D-bağlı ve (1,6)-beta-D- bağlı glukoz polimerleridir. Dallanmış polimerler (1,6)-beta dallarını değişen derecelerde içeren ana hattının (1,3)- beta-D bağından oluşmuştur. Bağışıklık sisteminin uyarılması ß-glukanların aktivasyonundan kaynaklanmaktadır. Makrofaj denilen belirli bazı hücrelerin yüzeylerinde beta-1,3-glukan için spesifik reseptörler mevcuttur. Bu reseptörler aktive oldukları zaman bir enfeksiyonla savaşmak için gerekli hücreleri üreten bağışıklık sistemini uyarırlar (Wiliams et al.,1996).

Maya ß-glukanlar NPRRC tarafından kontrollü ortamlar ve saha koşullarında değerlendirilmeye tabi tutulmuşlardır. Kontrollü şartlar altındayken maya ß-glukanlar herhangi bir büyütme faktörü içermeyen rasyonlarla bir fark oluşturmamıştır (veriler gösterilmemiştir), saha koşulları altında ise maya ß-glukanlar enfeksiyonunun ilk üç haftası boyunca günlük canlı ağırlık artışını ve yemden yararlanmayı iyileştirmiş daha sonra bu etkiler azalmıştır.

Bu çalışmaya bağlı olarak maya ß-glukanların başlatma yemine (veya ilk üç hafta) kullanılması ile sindirim sistemi ile ilgili hastalıklardan müzdarip hayvanlarda etkili olabileceği sonucuna varılabilir.

2. Bitkisel ekstraktlar ve eterik yağlar

Image title


Bitki ve baharat ekstraktları doğal alternatif ürünlerdir ve laboratuar şartlarında (in vitro) antibakteriyal ve antifungal aktiviteye sahiptir (Hammer ve ark., 1999). Bir bitki ekstraktının Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler ve küflere karşı etkiye sahip olup olmadığı hususunda farklı yayınlar mevcuttur. Ancak bu aktivitenin genişliği hakkında mevcut bilgiler yeterli değildir.

NPRRC’nin içinde bitki ekstraktları ve eterik yağlar en az 15 muameleyle geniş ölçüde çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar tutarlı değildir. Bitkisel ekstrakt ve eterik yağların broyler yemlerine uygulanmasının özellikle hayvanlarda sindirim sistemi ile ilgili bir rahatsızlık söz konusuyken tutarlı pozitif bir etkiye sahip olduğu görülmemiştir.

3. Kısa ve orta zincirli yağ asitleri

Sindirilebilirliğin uygun olduğu bir ortamda kısa ve orta zincirli yağ asitlerinin olası hareket mekanizması çift yönlüdür. Birinci durumda, Nutreco tarafından yapılan in vitro araştırma sonuçlarından elde edilen verilere göre orta zincirli yağ asitlerinin (kaproik, kaprilik ve kaprik asit) E. Coli ve Cl. Perfingens gibi bazı patojen bakterilerin çoğalmasını önleyebildiği saptanmıştır. Dolayısıyla mikroflora üzerinde pozitif bir etkiye sahip olabilirler. Literatürde geniş olarak tanımlanan ikinci hareket mekanizması ise orta zincirli yağ asitlerinin sindirilebilirlik açısından iyi özelliklere sahip olmasıdır. Kısa zincir uzunluğundan dolayı çok daha kolay sindirilebilirler ve dolayısıyla insan beslenmesinde klinik olarak kullanılırlar. Ayrıca sindirim sistemi rahatsızlıklarında yağ sindirimi daha düşük olacağından dolayı pozitif bir etkiye sahip olabilirler.

Image title


İn vitro olarak 3, 6 ve 24 saatlik E. Coli gelişimi ölçülmek üzere yapılan çalışmada, orta zincirli yağ asitleri 4 farklı yoğunlukta (0, 0.78, 1.56 ve 3.12 mmol/l) kullanılmıştır. Gelişme ortamına orta zincirli yağ asidi ilave edildiğinde en iyi sonuçların 3.12 mmol/l olduğu zaman patojen E.coli gelişiminde bir azalma gözlenmiştir. İn vitro (laboratuar şartlarında yapılan) çalışmada elde edilen bu sonuçlar in vivo (hayvanlar üzerinde saha da) yapılan çalışmalarda da saptanmıştır. Orta zincirli yağ asitlerinin farklı seviyeleri (% 0.05, % 0.1 ve % 0.15) malabsorbsiyon sendromlu hayvanlarda denenmiştir. Orta zincirli yağ asitlerinin en düşük seviyesinde kullanılmasında (% 0.05) herhangi bir olumlu etkiye rastlanmamıştır. Ancak %0.1 ve % 0.15 düzeylerinde kullanıldığı zaman, günlük canlı ağırlık artışında ve yem dönüşüm oranında olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Orta zincirli yağ asitlerinin yemlere ilave edilmesinde optimum seviyenin % 0.15 olduğu gözlenmiştir.

Bu makalede sunulan çalışmalara göre antimikrobiyal etkili büyütme faktörlerinin yerine alternatif olarak kullanılan ürünler arasında özellikle sindirim sistemi rahatsızlıklarından muzdarip hayvanlar için orta zincirli yağ asitlerinin kullanımının iyi bir alternatif olduğu sonucuna varılabilir.

4. Organik asitler

Organik asitler bitki veya hayvan dokularının normal bileşenleri olarak doğada geniş ölçüde dağılmışlardır. Ayrıca organik asitler baskın olarak kanatlıların kalın bağırsağında karbonhidratların mikrobiyal fermantasyonuyla oluşur. Rasyon asit düzenleyicilerinden daha ziyade organik asitler en iyi etkili koruyucular olarak bilinir. Organik asitler en başta antimikrobiyal hareketi (gelişme önleyici) rasyonun veya içme suyunun pH’sını baskılamasıdır (in vitro aktivite olarak).

Saha koşullarında da aynı mekanizmaya dayanarak arzu edilen pepsinojen- pepsin dönüşümü için gerekli mide asidifikasyonunu sağlamaktır. Bir asit çözünmez formundaysa hücre sitoplâzmasına mikroorganizmanın yarı geçirgen zarları sayesinde serbest bir şekilde difüzyon yoluyla girebilirler. Hücre içindeki pH yaklaşık 7 olduğundan dolayı hücreye girer girmez asit çözünecek, enzimler ve besin madde taşınma sistemlerini baskılayacaktır.

Mikroorganizmanın engellenmesinde asidin bu etkinliği, asidin % 50’sinin çözündüğü pH’daki pKa değerine bağlıdır. Yüksek pKa değerine sahip organik asitler daha etkili koruyuculardır ve antimikrobiyal etkileri genellikle zincir uzunluğu ve doymamışlık derecesi arttıkça iyileşir.

Nutreco tarafından yapılan çalışmalar hayvanların yetiştirilme koşullarına bağlı olarak farklı sonuçlar göstermiştir. Kontrollü koşullar altında yetiştirilen ve organik asit katılmış yemlerin verildiği hayvanların yem dönüşüm oranı iyileşirken, saha koşullarında yetiştirilen hayvanlarda günlük canlı ağırlık artışı ve yem dönüşüm oranı iyileşme eğilimi göstermiştir.

Çeviren: Dr. Dilek Gökçeyrek